HAYAT PAHALILIĞI VE ÜRETİCİNİN DESTEKLENMESİ
Doç. Dr. Özcan ERDOĞAN
“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar;
önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini
kaybetmeye mahkumdurlar”. (M. K. ATATÜRK)
Son yıllara gelinceye kadar ülkemiz tarım ürünlerinde ve hayvancılıkta kendine yeterli olduğu gibi komşularının taleplerini de gerçekleştirirdi. En önemli ihracat ürünleri arasında çok çeşitli tarım ve hayvancılık ürünleri bulunurdu. Örneğin, başta pamuk ve tütün olmak üzere, bugün sera ürünleri olarak adlandırdığımız domates, biber, patlıcan, fasulye gibi tarımsal ürünler hem toplumumuzun topyekün ihtiyaçlarını karşılar hem de fazlası komşu ülkelere satılır, bu ihracattan da önemli döviz geliri sağlanırdı. Belki bugün genç nüfusa şaşırtıcı gelecektir ama komşu ülkelere sadece canlı hayvan değil, et ihracı dahi yapılırdı. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz yıllarda daha önce ihracatta bulunduğumuz ülkelerden bazı tarım ürünleri ile et ve canlı hayvan ithal etmenin stratejilerini geliştiriyoruz, hem ülke içinde oluşan fahiş fiyat hareketlerinin önüne geçebilmek, hem de tüketim ihtiyacını giderebilmek için. Şimdi belki denilebilir ki, Türkiye’nin nüfusu da süratle artmakta, tarımsal ve hayvansal üretim bu artan nüfusa yetmediği için ülke içinde bir yandan fiyatlar belirgin bir şekilde artmakta, diğer yandan da artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için ithalata başvurulmak zorunda kalınmaktadır. Şüphesiz, artan nüfusun yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanması esastır. Çünkü piyasada arz ve talebin dengelenmesiyle oluşan tarımsal ve hayvansal ürün fiyatlarının toplumumuzun geneli için satın alınabilir fiyatlarda oluşmasının yolu, yeterli üretimde bulunulmasına bağlıdır. Yeterli üretim, toplumun ihtiyacını karşılayabilecek oranda üretimdir. Bu miktarda üretim şüphesiz, tarımsal ve hayvansal üretimi olumsuz etkileyen diğer etkenlerin yanında özellikle yeterli tarım ve hayvancılık alanlarına sahip olunmasına bağlıdır. Acaba bugün için yaklaşık 780.000 kilometrekarelik yüzölçüme sahip ülkemiz; yeterli tarım ve hayvancılık alanlarına sahip midir?. Bugün özellikle kentlerde yaşayan nüfusun bu ihtiyaçlarını kırsal kesimler olarak adlandırılan köylerimizde yaşayan bireyler gerçekleştirdiğine göre, acaba Türkiye nüfusunun ne kadarı kentlerde yaşamakta, ne kadarı köylerimizde yaşam ve geçim mücadelesi vermektedir? Hemen belirtelim ki, günümüzde ülke nüfusunun yaklaşık %93’ü kentlerde yaşarken, toplam nüfusun sadece yaklaşık %7’si köylerimizde yaşamaktadır. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri kırsal bölgelerde ve köylerimizde yürütülen faaliyetlerdir. Bu oran dahi bize, Türkiye nüfusunun yaklaşık sadece %7’si hayvancılık ve tarımsal faaliyetler içinde, bu alanda üretimde bulunurken, ürettikleri ürünlerin toplumun geriye kalanı yaklaşık %93 gibi büyük çoğunluğunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek, yeterli üretimde bulunamayacağını çok açık göstermektedir. Kısacası günümüzde başta 30 Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere, İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanlar tarım ve hayvancılık faaliyetinde bulunamamakta, bu tür faaliyetler sadece Büyükşehir, İl ve İlçe belediye sınırları dışında yaşayan bireyler tarafından yapılabilmektedir.
Günümüzde Terörsüz Türkiye hedefinin yanında toplumuzun tüm bireylerinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen hayat pahalılığının önüne geçilebilmesi bakımından çeşitli tedbirler alınmakta, devletimiz tarafından da yine üreticilere yönelik çeşitli teşvik ve destekleme programları uygulanmaktadır. Bu destek ve teşviklerden birisi de 20. Şubat 2025 tarihli ve 32819 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’dir. Bu Tebliğin amacı; kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için aile işletmeciliği faaliyetleri ile mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, kırsal ekonomik altyapının güçlendirilmesi, tarımsal faaliyetler için geliştirilen yeni teknolojilerin üreticiler tarafından kullanımının yaygınlaştırılması, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliklerinin artırılması ve kırsal toplumda yerel kalkınma kapasitesinin oluşturulmasına katkı sağlanması için yeni teknoloji içeren yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Yine bu Tebliğ, üretici örgütleri ile kadınlar ve genç girişimciler öncelikli olmak üzere gerçek ve tüzel kişilerin tarıma dayalı ekonomik ve kırsal ekonomik altyapı faaliyetlerine yönelik yatırımları için yapılacak hibe ödemelerine ilişkin hususları kapsamaktadır. Teşvik kapsamında, özellikle tarıma dayalı ekonomik yatırım konularında mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler için ve Tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik yatırım konularında; tıbbi ve aromatik bitkilere yönelik yatırımlar, Bitkisel ürünlere yönelik yatırımlar, Hayvansal ürünlere yönelik yatırımlar, Çelik silo konusuna yönelik yatırımlar, Soğuk hava deposu konusuna yönelik yatırımlar hibe desteği kapsamında değerlendirilecek, yine tarımsal üretime yönelik sabit yatırım konularında da; kapalı ortamda bitkisel üretime yönelik yatırımlar, Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, Kanatlı hayvan yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, Kültür mantarı üretimine yönelik yatırımlar, Büyükbaş ve küçükbaş hayvan kesimhanelerine yönelik yatırımlar, Kanatlı hayvan kesimhanelerine yönelik yatırımlar hibe desteği kapsamında değerlendirilecektir. Yine, bu Tebliğ kapsamında bulunan konularla ilgili yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar hibe desteği kapsamında değerlendirilecek, su ürünleri yetiştiriciliğine yönelik yatırım konularında da; denizlerde yetiştiricilik, İç sularda yetiştiricilik, Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinde yetiştiricilik hibe desteği kapsamında değerlendirilecektir.
Öte yandan, hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik yatırım konularında da hayvansal orijinli gübre, Bitkisel orijinli gübre tesisleri hibe desteği kapsamında değerlendirileceği gibi yine Kırsal ekonomik altyapı yatırım konularında mikro ve küçük ölçekli işletmeler için de; Aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı yatırımları, Arıcılık ve arı ürünlerine yönelik yatırımlar, Bilişim sistemleri ve eğitimi yatırımları, El sanatları ve katma değerli ürünlere yönelik yatırımlar, İpek böceği yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, Su ürünleri yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar, Tarımsal amaçlı örgütler için makine parkı yatırımları, Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğine yönelik yatırımlar hibe desteği kapsamında değerlendirilir. Burada önemli olan, bu Tebliğde belirtilen yatırım konularının Tarım ve Orman Bakanlığınca il bazında hangilerinin uygulanacağının belirlenerek başvuru öncesinde bir uygulama rehberiyle ilan edileceğidir. Yine, tarımsal ürünlerin depolanmasına yönelik başvurularda sadece çelik silo ve soğuk hava deposu konularında ve yeni tesis ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğinde yapılacak başvurular hibe desteği kapsamında değerlendirilecek olup kapalı ortamda bitkisel üretim konusunda yeni tesis ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğinde yapılacak başvurular ise hibe desteği kapsamında değerlendirilecektir.
Detayları söz konusu Resmi Gazetede de yer verildiği gibi, Tebliğde belirtilen yatırım konularını gerçekleştirmek üzere hazırlanacak proje başvuruları gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılabilecek, El sanatları ve katma değerli ürünler hariç, başvuru sahibi gerçek ve tüzel kişilerin, Bakanlıkça belirlenen başvuru konusu ile ilgili kayıt sistemine kapasite artırımı ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğindeki başvurularda son başvuru tarihinden önce; yeni tesis ve kısmen yapılmış yatırımların tamamlanması niteliğindeki başvurularda ise en geç nihai rapor aşamasında kayıtlı olması ve izleme süresi sonuna kadar kaydının devam etmesi gerekmektedir. Yine, tüm yatırımlar için son başvuru tarihinden önce kurulan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda tanımlanan kollektif şirket, limited şirket ve anonim şirketler, Tarımsal amaçlı örgütler tüzel kişi olarak başvurabileceklerdir. Hemen belirtelim ki, yürürlüğe giren tebliğde belirtilen tarıma dayalı ekonomik yatırım konularında hibeye esas proje tutarı; yeni tesis niteliğindeki başvurularda 20.000.000 Türk Lirası, kısmen yapılmış yatırımların tamamlanması niteliğindeki başvurularda 18.000.000 Türk Lirası, kapasite artırımı, teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğindeki başvurularda 16.000.000 Türk Lirası üst limitini geçemez. Hibeye esas proje tutarı alt limiti 8.000.001 Türk Lirasıdır. Bu limitin altındaki başvurular kabul edilmeyecek ve tebliğde belirtilen kırsal ekonomik altyapı yatırım konularında hibeye esas proje tutarı 8.000.000 Türk Lirası üst limitini geçemeyecektir. Bununla beraber, hibeye esas proje tutarı alt limiti 100.000 Türk Lirasıdır. Bu limitin altındaki başvurular kabul edilmeyecektir. Öyle ki, başvuruların kabul edilmesi halinde; hibeye esas proje tutarının %50’sine hibe yoluyla destek verilecek, yatırımcılar hibeye esas proje tutarının %50’si oranındaki katkı payını, ayni katkıyı ve toplam tutara ait Katma Değer Vergisi (KDV)’nin tamamını kendi öz kaynaklarından temin etmekle yükümlü olacaklardır.
Kırsal kesimde, köylerimizde yaşayan, tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerinde bulunan gerçek ve tüzel kişilerin bu tebliğde yer verilen destek ve teşviklerle hibelerden yararlanabilmeleri için bu faaliyetleri yürütecekleri ilin Tarım ve Ormancılık Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekmektedir. İl Müdürlükleri üreticilerimize her anlamda destek olacaklardır. Bugün sürekli artan tarımsal ve et ile süt gibi hayvansal ürün fiyatlarından yakınıyoruz. Artan fiyatlar, tüketicinin cebini ve canını yakıyor. Bunun çözümü de her türlü olumsuzluğa rağmen daha çok üretimde bulunmaktan geçiyor. Öyle ki, büyük Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜK’ün buyurdukları gibi “ Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar”.