IBN HALDUN’A GÖRE İKTİSADİ FAALİYETİN İNSAN VE TOPLUMLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ[1]

İBN HALDUN’A GÖRE İKTİSADİ FAALİYETİN İNSAN VE TOPLUMLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ[1]

İktisat kıt kaynakların sınırsız insan istekleri için etkili dağılım ve kullanımı ile ilgilenen bilim dalıdır. Sınırsız insan ihtiyaçlarına tahsis edilmeye çalışılan dünyadaki kaynakların paylaşımı ve kullanımı konusunda insanlığın varoluşundan beri sorunlar yaşanmıştır ve yaşanmaya devam etmektedir. Bu doğrultuda yerleşik hayata geçilmeden önceki dönemlerde güçlülerin istediği kadar kaynak kullandığı veya istediği yere harcayabildiği uygulamalar, yerleşik hayata geçilmesinden sonra artık kurallar, planlar veya programlara göre işletilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmaya başlamıştır. Medeniyet düzeyleri geliştikçe her toplum veya devlet kendi kültür ve yaşayış biçimine veya inanış şekline göre belirli iktisadi kurallar ve yöntemleri uygulamaya başlamıştır. Örneğin, 1400’lü yıllarda Merkantilizm, 1750’lerde Fizyokratlar, 1776’dan itibaren Klasik İktisat, 1929’dan itibaren Keynesyen İktisat, 1980’lerde Arz Yanlı (Yönlü) İktisat, günümüzde ise Kurumcu ya da Kurumsal İktisat anlayışlarına göre şekillenmeler olmuştur. İktisat yazının da İbn Haldun’un düşüncelerinin 1980’lerdeki Arz Yanlı İktisadı etkilediği de vurgulanmaktadır. Yani vergilerin mümkün oldukça az olması gerekliliği Mukaddime’de vurgulanan hususlardandır. Ancak bu kısımda şu vurguyu da yapmak yararlı olacaktır. İbn Haldun’un vergiler konusundaki vurgusunun kaynağını, Hz. Ali’nin Mısır’a vali tayin ettiği Mâlik el-Eşter’e yazdığı mektuptaki “önemli olan vergi almak değil, toprağı imar etmektir…..” şeklindeki anlatımda bulmak mümkündür.

Bu çerçevede, 1332-1406 döneminde yaşayan ve önemli İslâm düşünürlerinden olan İbn Haldun, düşüncelerini Mukaddime adlı önemli eserde ortaya koymuştur. İslâm coğrafyasındaki önemli eserlerden birisi olan ve zaman zaman hem Doğu hem de Batı tarafından Mukaddime konusunda farklı görüşler ileri sürülse ve analizler yapılsa da üzerinde çokça konuşulan ve düşünülen eserlerden birisi olagelmiştir. İbn Haldun’un iktisadi faaliyetin insan ve toplumlar üzerindeki etkisinin özeti şu şekildedir; “Ona göre, insanların ve toplulukların içinde bulundukları hallerin farklılığı ve çeşitliliği, onların geçim tarzlarının ve uğraştıkları iktisadi faaliyet çeşitlerinin değişik olmasından ileri gelir. Şu halde, insanı ve insanlık tarihini, toplumların, devletlerin gelişmelerine ve yıkılmalarına yol açan faktörleri gereğince anlayabilmek için, iktisadi faaliyet şekillerinin, üretim ilişkilerinin genel olarak iktisadi strüktürün iyi bir şekilde incelenmesi şarttır. İnsanı, toplumları, toplumsal hadiseleri ve genel olarak insanlık tarihini iktisadi yapıdan soyutlayarak değerlendirmek mümkün değildir; bu yapı içinde anlamaya çalışmak gerekir”. İbn Haldun’un bu konudaki görüşlerinin önemi kendisinden önce bu konuların kapsamlı olarak ele alınmamasındadır.

İbn Haldun’a göre, insanların bir arada bir topluluk veya devlet olarak yaşamalarını gerekli kılan iki önemli husus bulunmaktadır. Bunlardan birisi İktisadi yaşam, diğeri de emniyettir. İbn Haldun iktisadi yaşam içerisinde gelir ve servetin adaletli dağılımı veya paylaşımı konularını da önemsemektedir. Adaletli gelir ve servet dağılımı ise herkesin bunlardan eşit pay alması değil, uygun, adil ve dengeli bir paylaşımı ifade etmektedir. Diğer bir deyişle, hak edenin hakkını alabilmesidir. Gelir ve servet eşitsizliği konusunda Napolyon’un sözleri dikkat çekicidir (Kozak:367); “Dinsiz bir devlette düzen nasıl korunabilir? Servet eşitsizlikleri olmadan toplum olamaz; din olmadan da servet eşitsizlikleri var olamaz. Karnı tıka-basa dolu birinin yanında açlıktan ölen kişinin bu durumu kabul edebilmesi için ona “Tanrı böyle istiyor” diyecek birinin bulunması gerekir…”. Bu ifadelere göre, geri kalmış toplumlarda “fakirlik kısır çemberi”nden  kurtulmak ve yanlış algılanan kaderci anlayışı kırmak için etkin işleyen bir iktisadi yaşam, eğitim sistemi ve adaletin sağlanması gerekmektedir.

[1] Bu yazı Yüksek Lisans eğitimimizde önemli emeği olan ve İbn Haldun konusunda kapsamlı araştırmalar gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Erol Kozak hocanın 1984 yılında “İbn Haldun’a Göre İnsan-Toplum-İktisat” başlığı ile yayımlanan kitabı içerisindeki “İktisadi Faaliyetin İnsan ve Toplumlar Üzerindeki Etkisi” kısmından faydalanılarak hazırlanmıştır. İlgi duyan okuyucu kitabı temin edip ayrıntıları görebilir.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir